Gül Perisi

peri masalı
Gül Perisi Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Bulutların gölgesinin çiçeklerin üstüne masal gibi düştüğü, kelebeklerin rüzgârla dans ettiği Periler Ülkesi’nde kocaman bir gül bahçesi varmış. Bu bahçenin ortasında ise diğer bütün güllerden daha büyük, daha parlak ve daha güzel bir gül ağacı yükselirmiş.

İşte o ağacın en tepesindeki kadife kırmızısı gülün içinde, minik bir Gül Perisi yaşarmış.

Bu peri o kadar küçükmüş ki bir papatyanın yaprağı ona battaniye olurmuş. İncecik pembe kanatları sabah güneşinde parıldar, saçları çiçek kokarmış. Her sabah güneş doğarken uyanır, çiy damlalarıyla yüzünü yıkayıp neşeyle gökyüzüne uçarmış.

Gül Perisi doğayı çok severmiş. Kelebeklerle yarışır, arılarla sohbet eder, uğur böceklerini yapraklardan kaydırak gibi kaydırırmış. En çok da güneşli günlere bayılırmış. Çünkü güneş çıktığında bütün bahçe altın gibi ışıldarmış.

Bir sabah yine gökyüzüne bakıp mutlulukla:
— “Ah sevgili Güneş! Sen varken dünya ne kadar güzel… Keşke hep yaz olsa, hep sıcak olsa…” demiş.

Ama o sırada gökyüzünde sessizce dolaşan yağmur damlaları bu sözleri duymuş.

Bu damlalar sıradan değilmiş. Onlara Gümüş Damlalar denirmiş. Çiçekleri sulayan, toprağa can veren, dereleri dolduran nazik yağmur damlalarıymış bunlar.

En küçük damla üzülerek:
— “Demek bizi istemiyor…” demiş.

Başka bir damla:
— “Oysa çiçeklerin susuz kalmaması için ne kadar uğraşıyoruz,” diye fısıldamış.

Yaşlı bir damla ise hüzünle:
— “Belki biraz uzaklaşırsak değerimizi anlar,” demiş.

Ve o günden sonra bulutlar sessizce uzaklaşmış.

İlk başta hiçbir şey değişmemiş gibi görünmüş. Güneş hâlâ parlıyormuş. Ama günler geçtikçe toprak kurumaya başlamış. Çimenler sararmış. Çiçekler eskisi kadar canlı görünmüyormuş.

Gül ağacının yaprakları da yavaş yavaş solmaya başlamış.

Bir sabah Gül Perisi uyandığında kanatlarının ağırlaştığını hissetmiş. Eskisi gibi kolay uçamıyormuş. Çiy damlaları yok olmuş. Yaprak yatağı kuruyup sertleşmiş.

Peri korkuyla etrafına bakmış.

Eskiden cıvıl cıvıl olan bahçe sessizleşmişti.

Papatyalar başlarını eğmiş, menekşeler susmuştu.

Gül Perisi, gül ağacının en yüksek yaprağına çıkıp uzak gökyüzüne bakmış. Bulutlar çok uzaktaymış.

O anda yaşlı gül ağacı hafifçe sallanıp yorgun bir sesle:
— “Su olmadan yaşayamayız küçük peri…” demiş.

Perinin gözleri dolmuş. O zaman büyük bir hata yaptığını anlamış.

Ellerini gökyüzüne uzatıp içtenlikle seslenmiş:
— “Sevgili Gümüş Damlalar… Ne olur geri dönün… Güneş içimizi ısıtıyor ama siz bize hayat veriyorsunuz. Çiçekler sizi özledi… Toprak sizi özledi… Ben de sizi çok özledim…”

Bulutların içinde yağmur damlaları birbirine bakmış.

En küçük damla:
— “Bence gerçekten üzgün,” demiş.

Bir damla hâlâ biraz kırgınmış ama yaşlı damla yumuşakça:
— “Hatasını anlayan bir kalbi affetmek gerekir,” demiş.

Sonra gökyüzü ağır ağır kararmaya başlamış.

Serin bir rüzgâr esmiş.

Ve ilk damla yeryüzüne düşmüş.

Pıt…

Sonra bir tane daha…

Pıt… pıt…

Bir anda yüzlerce damla gül yapraklarının üzerine dans ederek inmeye başlamış.

Toprak suyu özlemle içine çekmiş. Kuruyan çiçekler yeniden canlanmış. Yapraklar parlamış. Gül ağacı derin bir nefes almış gibi canlanmış.

Gül Perisi sevinçle yağmurun altında dönmeye başlamış. Yağmur damlaları kanatlarını temizlemiş, saçlarını parlatmış.

Kahkahası bütün bahçeye yayılmış.

Yağmur dindiğinde gül ağacının tam ortasında yepyeni bir tomurcuk açmış. Canlı, parlak ve umut doluymuş.

Gül Perisi o tomurcuğu sevgiyle okşamış.

O günden sonra yağmur başladığında hiç saklanmazmış. Tam tersine kanatlarını açıp yağmur damlalarıyla birlikte dans edermiş.

Çünkü artık biliyormuş ki…

Güneş dünyayı ısıtırmış…

Ama yağmur dünyaya hayat verirmiş…

İkisi birlikte olunca çiçekler gerçekten mutlu olurmuş.

Masal bu ya…

Periler Ülkesi’nde ne zaman yağmur yağsa, kırmızı bir gül hafifçe sallanırmış.

Sanki her damlaya teşekkür edermiş.

Masaldan Çıkarılacak Ders:

“Hayatta her şeyin bir görevi ve değeri vardır. Bazen eksikliğini yaşayana kadar bir şeyin ne kadar önemli olduğunu anlayamayız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir